Yıldızların söndüğünü ve şafağın söktüğünü hiç göremedim.
Şimdi kendi hür irademle kainattaki tüm yıldızları ebediyen söndürüyorum.
Yıldızların söndüğünü ve şafağın söktüğünü hiç göremedim.
Şimdi kendi hür irademle kainattaki tüm yıldızları ebediyen söndürüyorum.
Tek bir gece olacak beni affetmeni dileyeceğim.
Sonra…
Hiçbir şey olmamış gibi bir rüzgar alıp götürecek bedenimi
O rüzgar biraz yağmur getirecek
Sen üzülme
Beni aldığı yerden bir fidan yükselecek
Bugün karanlığın içinde kırmızı bir güneş açtı.
Ve bir çocuğun balonu gökyüzüne havalandı.
Geçmişten gelen bütün bu rüzgarlar
sadece senin kokunu taşımak için mi katederler onca yolu
peki bütün bu bulutlar , gecenin lambası yıldızlar
sadece senin yüzünü çizmek için mi çıkarlar gökyüzüne
yemin edebilirim bir kuşun bugün sen gibi güldüğüne
aklıma usuldan akan fikrin nasılda ayaklandırır uyuşuk kalbimi de
kırılacağını bilerek çarpar durur yine kafesine
midemdeki kelebekler ayaklanırlar bilerek sonunda öleceklerini
yeniden yeniden istila ederler bedenimi.
Bedenimiz kavuşsaydı aynı vakit toprağa,
Aynı geceye açardık gözlerimizi belki.
Ah bu sessiz ölüm izin verseydi fısıldamama,
Fısıldardım sana Ay’ın gerçek ninnisini.
ağzımda annemin kanlı memesiyle
bir nehre bırakılmış gibiydim.
bir kartal uçtu üzerimden ağzında
yaralı bir tavşan
kanları aktı üzerime
annemin kanı tavşanın kanı karıştı
sular vurdu yüzüme serin.
bir bulut eğildi
bir dal havalandı
bir ağaç yaprak oldu
sonbahar geldi.
yapraklardan doğdu tilki
tilkinin ilk işi kan oldu
ağzından kan damladı
toprağa,
toprak anaydı
üstü başı kan.
içinde evlatlarının cesetleri
üzerinde öldürdüler birbirlerini
en büyük acıyı
o çekti
ve içine çekti bizleri
derin bir ah gibi